Günümüzde Kaybolan Meslekler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Günümüzde Kaybolan Meslekler

Mesaj tarafından GoDFaTHeR Bir C.tesi Mayıs 01, 2010 10:22 pm

Yaprak Özer (İndeks İçerik İletişim Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı)
Bu yazıyı okuyanlar� Evet siz! Ya bankacı ya insan kaynakları uzmanı ya iletişimci ya işsiz ya gazeteci ya sanatçı ya öğrenci ya öğretmen� Ya hizmet sektöründe çalışıyorsunuz ya otomotiv� Belki lojistik belki de finans� Akademisyen olabilirsiniz; tarihçi antropolog psikolog matematikçi fizikçi yönetim bilimci ekonomist� Kadın olabilirsiniz erkek olabilirsiniz� Cinsiyetiniz ne olursa olsun büyük olasılıkla iş dünyasının içindesiniz�
Dar gelirli olabilirsiniz orta sınıf mensubu olabilirsiniz üst gelir grubuna dahil olabilirsiniz� Her kimseniz her neredeyseniz her ne yapıyorsanız� Büyük olasılıkla düşündüğünüz tek şey kariyerinizde nasıl ilerleyeceğiniz daha çok para
daha büyük sorumluluk almak için neler yapmanız gerektiği�
Bazılarınızın yüreğinin çocukları için çırptığını biliyorum; �Benim
için geçti çocuğum okusun adam olsun iyi meslek sahibi olsun� diyorsunuz.
Çok doğal. Hepimiz daha iyi bir hayat için mücadele veriyoruz. Bu
ülkenin önemli sorunları olduğu doğru. Bu sorunların başında işsizlik
geliyor. İşsiz olan arkadaşlarımızın da sabah akşam düşündükleri tek
şey bir iş bulabilmek. Son yıllarda hayatımız hep �iş� ekseni içinde
geçiyor. 'Geleceğin mesleği ne?' sorusu tarihin en önemli sorusu oldu.
Aranızda bilen var mı?
Tersten bakmasını severim herkes gider Mersin'e ben giderim tersine hesabı
bırakın herkes geleceğin mesleklerini konuşsun gelin biz sizinle bu
hafta geçmişin mesleklerini konuşalım. Aşağıda okuyacaklarınızın çok
hoşunuza gideceğini biliyorum. Hepiniz bu tozlu bilgilere
bayılacaksınız. Kaybolan meslekler araştırması aslında bir sergi.
Fotoğraflarıyla birlikte önemli bir derleme. Geçmişte insanlar ekmeğini
nereden ve nasıl çıkarırdı sorusuna yanıt veriyor. Nereden geldiğimizi
gösteriyor� Yarını düşünenlerimize nereye gideceğimizin yolunu
gösteriyor.
Ben meslekleri iki temel gruba ayırdım. İlk gruptakiler adını sanını
büyük olasılıkla duymadığınız meslekler. İkinci gruptakiler adını
bildikleriniz ama bugün çok farklı algılanan ya da icra edilen
meslekler. İnsan kaynaklarında tarih turumuza hoş geldiniz�

Adını Sanını Bilmedikleriniz

Basmacı
Basma en yaygın kullanılan kumaştı; dar gelirli hatta orta halli ailelerin kadın ve kızları basma giyerlerdi. Ayrıca amele ırgat yanaşma ve uşak boyundan erkeklerin mintanları da basmadandı. Seyyar basmacılar yelken bezinden büyükçe bir bohça elde demir arşın sokak sokak dolaşırlardı. Basma satan bohçacı kadınlar günümüze kadar ulaştı.

Celep
Kentlere koyun ve sığır getirip satan esnafa celep denirdi. Celeplik
büyük sermaye işiydi. Sürüler çobanlar tarafından uzak mesafelerden
kente yaya getirilir; sürü yolda kısmen telef olurdu. İstanbul�un et
ihtiyacı önceleri Balkanlardan sonraları Erzurum yaylasından karşılanmıştı. Sürüler İstanbul�a büyük ölçüde Trabzon üzerinden sevk edilirdi.

Nalbant
Taşıma ve ulaşım sektöründe kullanılan hayvanların nallanması hayvan tırnakları altına demir parçası yani nal ya da nalça çakılması
nalbantlığı yaygın bir hale getirmişti. Günümüzde otomobil lastiği ne
ise nal da dünün Osmanlısında aynı işlevi görüyordu. Nalbantlar
genellikle ulaşım güzergahlarında yer edinirdi.

Mestçi
Kundura ya da pabucun içine giyilen yumuşak ayakkabıya mest denirdi.
Değişik türleri vardı. Devenin ayak derisinden yapılanına deve mesti yandan kopçalısına serhatlı mest denirdi. İç mekanların temiz tutulması mest giymeyi gerektiriyordu. Mestçi esnafı ayak ölçüsüne göre çalışırdı.

Sayacı
Saya ayakkabının yumuşak olan üst bölümü yani yüzüydü. Eskiden halk dilinde
evlerin giriş kısmında ayakkabıların çıkarıldığı veya konduğu ufak
bölüme de saya denirdi. Zamanla ayakkabı anlamında kullanılmaya
başlandı. Sayacı dünün ayakkabıcısıydı. Yaygın bir zanaattı. Geniş bir müşteri kitlesine hitap ederdi.

Rençber
Rençber
ilk evrelerde çiftçi anlamına geliyordu. Ancak kentleşmeyle birlikte
bugün ırgat diye nitelenebilecek birçok işi üstlendi. Tarla bahçe yapı vb. yerlerde kazma taş ve toprak taşıma gibi işleri yapan gündelikçi amele ve ırgat o günlerin rençberleriydi.

Sepetçi
Plastikten önce su geçirmez kaplar topraktan ya da bakırdan yapılır diğerleri saz kamış ya da ince dallardan örülürdü. Genellikle sapı olan yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan bu tür kapları sepetçi örerdi. Sepet hamalı genellikle pazar yapanların sebze-mevyesini sırtındaki sepetle eve taşırdı. Sepet kimi zaman bavul yerine de kullanılırdı.

Urgancı
Keten kenevir
pamuk gibi dokuma maddelerinden yapılan ince halatlara urgan denirdi.
Gerek ev ekonomisinde gerekse zanaatta urgan yaygın olarak
kullanılırdı. Urgancı örme işini bizzat yapar ve malını tüketiciye
ulaştırırdı. Genellikle sabit dükkanları bulunurdu. Seyyar urgancı
nadir görülürdü.

Bacacı
İstanbul�da yangınların büyük çoğunluğu
temizlenmesi ihmal edilmiş bacalardaki kurumların tutuşmasıyla
çıkıyordu. Özellikle ahşap binaların yoğun olduğu kent dokularında
baca temizliği büyük önem taşıyordu. Kış öncesi bacacılara büyük iş
düşüyordu. Fırın bacalarının da her ay temizlenmesi öngörülmüştü.

Bileyci
Bıçak ve emsali şeyleri çarka tutup bileyen esnaf genellikle seyyardı.
Demirden yapılmış ev aletleri görece değerli eşyalardı. İstanbul�daki
bileyci esnafının büyük çoğunluğu Karadenizli bekar uşağı ya da Buharalı idi. Bileycinin mahalleye gelişi kısa sürede duyulur ev sekenesi her türlü kesici ya da yarıcı aleti sık aralıklarla bileyletirdi.
Erikçi
Osmanlı çoğu kez kendi bağ
bahçe ve bostanındaki meyveyi tüketiyordu. Ancak kentleşme kimi
meyvelerin pazara çıkmasına neden oldu. Meyve genellikle mahallelerde
haftanın belirli günlerinde kurulan pazarlarda müşteri bulurdu. Sokak
satıcıları özellikle turfanda meyve satarlardı. Seyyar erikçinin
pazarladığı turfanda erik yazın yaklaştığını müjdelerdi.

Sarımsakçı
Osmanlı mutfak kültüründe sarımsağın ayrı bir yeri vardı. Keskin
kokusuna rağmen besin değerinin yüksek oluşu ve kimi kokuları
bastırması nedeniyle birçok yemek sarımsaklanmadan yenmezdi. Seyyar
satıcıların bu konuda ihtisaslaşmaları talebin yüksekliğini kanıtlıyordu.
Limonatacı
Limonata
dünün gazozu ya da �kola�sıydı. Özellikle yaz aylarının sıcak
günlerinde limonatacıya büyük rağbet olurdu. Seyyar limonatacılar
genellikle kente mevsimlik göçen Anadolu insanlarıydı. Üç-beş kuruşu
bir araya getirir hasat mevsiminde köyüne dönerdi. Limonata evlerde ikram kültürünün de bir parçasıydı.

Hallaç
Hallaç bugünkü döşemecilerin bir anlamda dününü simgeliyordu. Osmanlı hanesinde kullanılan yatak yorgan döşek gibi ev eşyasında dolgu malzemesi olarak pamuk ya da yün kullanılırdı. Zamanla sertleşen bu dolguyu hallaç kiriş ve tokmağıyla kabartırdı. Hallaçların hemen hepsi Karadeniz yalısı uşaklarıydı.
Bezzaz
Bugünkü manifaturacıların karşılığı olarak bez ve kumaş satan esnafa bezzaz
çarşılarına Bezzazistan denirdi. Halk ağzında zamanla �bedestan� ya da
�bedesten�e dönüşmüştü. Kıymetli kumaş satanlara �üstüfeci� �dibacı� �kadifeci� �atlasçı� denirdi. Bez ticareti 19. yüzyılda büyük ölçüde İngiliz üreticilerin eline geçti.
Zerzevatçı
Zerzevat sebze anlamına geliyordu. Zerzevatçı ise bugünün maydanoz dereotu salata hıyar turp ve marul gibi sebzelerde uzmanlaşmış manavıydı. Kent dokularının bir parçası olan bostanlar Osmanlı insanının sebze ihtiyacını karşılardı. Zamanla halden civar ve semt bahçe ya da bostanlarından pazar yerlerinden tedarik edilir oldu.
Çömlekçi
Topraktan yapılmış çanak çömlek testi sürahi bardak kase küp ve saksı gibi eşyalar satan esnafa çömlekçi denirdi. Orta ve üst gelir grupları
kalaylanmış bakır kap kullanırdı. Eskiden Bayezid Meydanı�nda bir sıra
çömlekçi dükkanı vardı. Toprak kapların yerini zamanla bakır ve benzeri
maden kaplar aldı. Ama çömlek özellikle kırsal yörelerde günümüzde de
hâlâ kullanılıyor.
Değirmenci
Değirmenci aslında un öğüten esnafa denirdi. Görece büyük girişimci sayılırdı. Kahve değirmeni günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Keyif maddesi olarak kahve çaydan çok daha önce Osmanlı�nın yaşamına girmişti. Kahve değirmeni satan esnaf da değirmenci addolunuyordu.
Kolancı
Hayvanın semerini ya da eyerini bağlamak için kullanılan örme ya da
kayış bağa kolan deniyordu. Osmanlı taşımacılıkta büyük ölçüde hayvan
kullanıyordu ve kolancılık ulaşım sektörünün �yan sanayi�lerinden
biriydi. Özellikle yol güzergahlarında dükkan açarlardı.
Fesçi
Fes II. Mahmud devrinde resmi serpuş olarak kabul edilmiş
Cumhuriyet�in ilk yıllarına kadar Osmanlı erkeğinin kimliğini
oluşturmuştu. Her ne kadar Feshane�de yerli fes üretilmişse de çoğu
Avusturya�dan ithal ediliyordu. Osmanlı�nın son döneminde Avusturya
mallarına karşı yapılan fes boykotu ünlüdür.
Kavuncu
Kavun ve karpuz mevye olarak tüketildiği gibi Osmanlı�nın tatlı ve su ihtiyacını da gideriyordu. Çevre bostanlarda yetiştirilen kavunlar seyyar satıcılar aracılığıyla tüketiciye ulaştırılıyordu. Sepet içinde mahalle aralarında dolaşan kavuncu genellikle Anadolu�dan mevsimlik göç etmiş insanlardandı.
İncirci
Dünün insanı şeker ihtiyacını büyük ölçüde meyveyle gideriyordu. Ülkede
yaygın olan meyvelerden biri de incirdi. Hemen her Osmanlı�nın
bahçesinde bir incir ağacı vardı. Yaş yenir kurutulur her mevsim tüketilirdi. Yaş inciri seyyar incirci satardı. Kurutuldukdan sonra şekerci dükkanına düşerdi.
Leblebici
Dünün kuruyemişlerinin başında leblebi gelirdi. Nohutu
dış kabuğunu çıkardıktan sonra fırında kavurup seyyar satan kişiye
leblebici denirdi. Bir tür ihtisaslaşmış kuruyemişçiydi. İçinde leblebi
olan şeker leblebi şekeri de revaç bulan bir eğlencelikti.
Pilavcı
Günümüz lokantasında tüketilen birçok besin maddesi dün seyyar satıcılarca da pazarlanırdı. Çarşı-pazar yerlerinde meydanlarda hâlâ gözlenen ve düşük gelir grubuna yönelik seyyar pilavcı lokantaların ya da aş evlerinin yaygınlaşmadığı bir dönemde evinden uzak sokaktaki insanın öğle yemeği ihtiyacını gideriyordu. Pilavcılar genellikle Karamanlı olurdu.
Salepçi
Salepçi dünün seyyar muhallebicisiydi. Ancak muhallebi pazarlayan
seyyar satıcılar da vardı. Salep yumru köklü bir otun dövülmesiyle elde
edilen beyaz tozun
şekerli süt ya da su ile kaynatılmasından elde edilirdi. Özellikle kış
aylarında bozacılar ve salepçiler müşterinin ayağına hizmet götüren
seyyar satıcılardı.
Kozacı
İpekli kumaş üst gelir gruplarınca tüketilirdi. Osmanlı ipeklisi
yurtdışında da büyük beğeni kazanmıştı. İpekli üretiminin ham maddesi
ipek böceği kozası dokuma sektörünün temel girdilerinden biriydi. Bursa ve çevresinde yaygındı. Kozacı koza ticaretiyle uğraşırdı. Koza üreticisiyle ipek imalathaneleri arasındaki ticareti yürütürdü.
Üzümcü
Bağ bahçe bostan eski kentlerin dokularının bir parçasıydı. Üzüm incir gibi geniş tüketim alanı olan meyvelerdendi. Ayrıca şıra yapılır kurutulur ve gayrı müslimlerce şarap yapımında kullanılırdı. Seyyar üzümcü günlük taze üzüm pazarlardı.
Şerbetçi
Meşrubat sektörünün gözdesi şerbetti. Meyve özü su ve şeker karışımı bu içecek ya da şurup
yaz aylarında kent insanının serinlemesine vesile olurdu. Ayrıca
misafirlere şerbet ikram etmek de adettendi. Şerbetçi dükkanları olduğu
gibi seyyar şerbetçiler de müşteriye hizmet götürürlerdi. Özellikle seyyar demirhindiciler İstanbul�a İzmir�den gelirlerdi.
Darıcı
Darı tohumları buğday gibi besin maddesi olarak kullanılırdı. Bazı bölgelerde mısıra da darı adı verilirdi. Cin darısı ateşte patlatılan ufak taneli mısırdı. Buğday ve buğday unundan yapılmış ekmek tüketmeye kesesi yetmeyen fakir insanlar darı tüketirdi. Ayrıca hayvan yemi olarak kullanılırdı.
Çıracı
Osmanlı uzun yıllar enerji kaynağı olarak odun kullanmıştı. Kömür ancak 19. yüzyılda gündeme gelmişti. Odun çam gibi reçineli ağaçların yağı ve çabuk yanmaya elverişli kesimleri kullanılarak ateşlenirdi. Genellikle Ürgüplü olan çıracı tartıyla aldığı çırayı kalem kalem desteler deste hesabıyla satardı. Özellikle kış aylarında sokakta sık görülen bir esnaftı.
Deveci
Demiryolu öncesi kara ulaşımında en yaygın kullanılan hayvan deveydi.
Ayrıca sarayın hassa develeri vardı. Sefer-i hümâyunlarda padişahın
ağırlığını taşır sürre* alaylarında kullanılırdı. Deveciler genellikle konar-göçer yörüklerdi. Başlarına kırmızı sivri külah giyerlerdi.
Sucu
Eski zamanlarda hemen her evin bir kuyusu vardı. Ancak içecek su uzaktan getirilirdi. Sucu ya da saka
şehir ya da kasabada su taşımacılığıyla uğraşırdı. Pınar ya da çeşmeden
aldığı suyu hanelere sevk ederdi. Limonatacı ve şerbetçi gibi özellikle yaz aylarında sokakta bardakla su satan seyyar satıcılara da sucu denirdi.
Lehimci
Plastik öncesinde yaygın kullanılan maden kaplar ev ekonomilerinde toprak kapların yerini aldı. Lehimci ya da tenekeci küçük ev aletlerini tamir eden gezici esnaftı. Teneke maşrapa kulpunu kademhane ibriği emziğini gusülhane çinkosunu lehimlerlerdi. Lehimci genellikle demircinin yan sanayiini oluşturuyordu.
Ciğerci
Batılı seyyahların en gözde seyyar satıcısı omuzda sırıkla dolaşan ciğerci ve paçacıydı. Mahalleye ciğercinin geldiği evin kedisinden belli olurdu. Sokakta et satışı ender olmasına karşın ciğer ve paça en çok rağbet gören sakatatlardı. Tavası yahnisi yapılırdı. Sabit ciğercide yürek böbrek gibi diğer sakatat türleri de pazarlanırdı.
Sepet Hamalı
Motorlu araçlar öncesi kent içi yükleme
boşaltma ve taşıma işleri hamal esnafının gediğiydi. Mevsimlik olarak
İstanbul gibi büyük kentlere gelen hamalların güçlü loncaları vardı.
Meslek çoğu kez babadan oğula geçerdi. Pazarlarda sebze-mevye
taşıyanlarına küfeci denirdi. Her iş kolunun ayrı bir hamal kolu
olurdu. Bunların en ünlüleri iç ve dış bedesten hamallarıydı.
Sırık
Hamalı Fıçı gibi hacimli yekpare ve ağır yük sırık hamallarınca taşınırdı. Bunlar genellikle dört kişi olur dişbudak ağacından yapılmış uzun sırıkları omuzlarına alarak iki önde
iki arkada yükü paylaşırlardı. Taşıma büyük bir uyum gerektirirdi. Aksi
takdirde yük diğer hamallara kayar ve kazalara neden olurdu.
Beyoğlu�nda tahtırevanları taşıyanlara da hamal denirdi.
Demirci
Fabrika üretimi öncesi pek çok eşya ve alet insan eliyle demirden yapılırdı. Demirci demiri dükkanında döğer biçim verirdi. Yorucu ağır bir meslekti. Daima ateş karşısında kömür ve demir tozlarına bulanarak çalışılırdı. Örs üzerinde demirin ağır balyozla dövülmesi pazı kuvveti beden takatı ve sağlam vücut gerektirirdi.
Adını Bilip Kendisini İyi Bilmedikleriniz
Fotoğrafçı
19. yüzyılın ortalarında fotoğraf Osmanlı�ya ulaştı. Resmetmenin dinen
cevaz verilmediği bir toplumda fotoğraf görselliği simgeledi; zihniyet
değişikliğine neden oldu. Ama yine de Osmanlı�nın son dönemine kadar
fotoğrafta kaçgöç hakim oldu. Ayak fotoğrafçıları dakikalıkçılar ve şipşakçılar vesikalıkta uzmanlaşmışlardı.
Berber
1876�ya kadar çarşı-pazarları
selâtin cami avlularını ve zaman zaman mahalle aralarını dört dönen
berberlerin ayaklarının çıplak ve kollarının sıvalı olması gerekirdi.
Bu şekilde müşteri berberin ellerinin ve ayaklarının temiz olduğunu görebilirdi. Berberler ayrıca diş çekerler sünnetçilik ve hacamatçılık yaparlardı.
Tüccar
19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin dışa açılması ticaret hacminin önemli ölçüde artmasına neden oldu. Tüccar doğmakta olan orta katmanların belkemiğiydi. Özellikle liman kentleri tüccar kesiminin yoğunlaştığı mekanlardı. Zamanla esnaf olmaktan çıktı; Dersaadet Ticaret Odası bünyesinde toplandı.
Oduncu
Osmanlı�nın temel enerji kaynağı odundu. Isınmak ve ocakta yakmak için kullanılırdı. Odun civar ormanlardan katır ya da eşek sırtında getirilirdi. Genellikle yaz aylarında mahzene odun istif edilir kışa tedarikli girilirdi. Çoğu oduncu orman köylerinde yaşar kasabaya ya da şehire malını pazarlamak için inerdi.
Portakalcı
Dünün İstanbul�unda portakal nadirattandı. Ancak üst gelir grubu
portakal tüketebilirdi. Portakalın Yafa gibi uzak yörelerden gelişi
tek tek satılacak kadar değerlenmesine neden oluyordu. Zamanla
Anadolu�da da yetiştirilmeye başladı ve ucuzladı. Demiryolu ulaşımı
başlayana kadar portakal değerli meyveler arasında yer aldı.
Yumurtacı
Dar gelirli Osmanlı�nın temel protein kaynağı yumurtaydı. Çoğu insan
yumurtasını arka bahçesinde beslediği kümes hayvanlarından temin
ederdi. Dünün mutfağında yumurta başköşedeydi. Yumurta seyyar
satıcıların da el attığı sektörlerden biriydi. Zamanla buzhane
yumurtaları köy yumurtasıymış gibi pazarlanmaya başlandı.
Simitçi
Günümüzde hamburgerin yerine göz diken simit dünün �fast food�uydu. Seyyar simitçi simidini ya bir çubuğa geçirir ya orta büyüklükte bir sepete doldurur ya da tabla üzerinde pazarlardı. Üstü susamlanmış halka biçimindeki bu çörek
kent kültürünün bir parçasıydı. Evden ırak çalışan insanın karın
doyurmak için başvurduğu temel besin maddesiydi. Eskiden
Safranboluluların mesleği olarak bilinirdi.
Balıkçı
Balık kıyı kenti insanının temel besin maddelerinden biriydi. Boğazın yukarı yerleşim yerleri
balıkçı köyleriydi. Balıkhanede yapılan mezaddan satın alarak dükkanda
yahut tahta kefelere doldurup askı ile omuzda sokak sokak dolaşıp satan
ve günlük rızkını çıkaran seyyar satıcıya �tablakâr� denirdi.
Sütçü
Süt Osmanlı mutfağının olmazsa olmazıydı. Hemen her evde süt kaynar; yoğurt
tereyağı ve peynir yapılırdı. Pastorize şişe sütünün olmadığı bir
evrede ağılı ya da damı olan ve küçük ya da büyükbaş hayvan besleyen
sütçü aynı zamanda kapı kapı dolaşarak hayvanından elde ettiği sütü pazarlardı.
Nakliyeci
Nakliyeci taşıma sektörünü temsil ediyordu. Ulaşımda elverdiği ölçüde
su yolu tercih edilirdi. Ancak ülkenin içerlek yöreleri ya da kent içi kara taşımacılığını gerektiriyordu. Arabacı esnafı kent ekonomilerinin en güçlü loncasını oluşturuyordu. Arabacı mavnacı ve salapuryacı esnafı İstanbul�da kent ulaşımının belkemiği durumundaydı.
Kebapçı
Lokanta Osmanlı�ya ancak 19. yüzyılın ortalarında girdi. O dönemde otellere �yataklı lokanta� denirdi. Kebapçı
kentin ya da kasabanın işler yerlerinde dükkân önüne masa sandalye
atarak müşteri celbetti. Kebap yöresel özellikleriyle Osmanlı
mutfağının ana mönülerinden biri oldu.
Şekerci
Bayramlık akide şekerinin yanı sıra şekerden ibikli horozlar şekere bulanmış elmalar kuru incir ve ceviz
çocukların gözde şeker türleriydi. Seyyar şekerciler bayram günleri
seyir yerlerinde gezerlerdi. Diğer günler mahalle aralarında
dolaşırladı. Sabit şekerci dükkanlarında Safranbolulu Geredeli Dadaylı çıraklar çalışırdı.
Süpürgeci
Ev ekonomisinde temizlik aracı süpürgeydi. Günümüze oranla dünün
sokaklarının toz toprağı boldu; yağışta çamur deryasına dönerdi.
Süpürge çer-çöpü görüntüden kaldırsa da dünün evi günlük temizlik yapmayı gerektiriyordu. Hemen her gün yerler nemlendirilir ev süpürülür etrafın tozu alınırdı.
Dondurmacı
Seyyar dondurmacılar Uludağ gibi uzak yörelerden getirilen kar ya da buz içinde döndürülerek buz haline getirilen limonata şerbet ve şekerli sütü yaz aylarında pazarlarlardı. Hıdrellez günü mutlaka dondurmacılar meydana çıkarlardı. Limonlu vişneli kayısılı çilekli ve kaymaklı türleri revaç bulurdu.








avatar
GoDFaTHeR
Farkımız*Tarzımız*
Farkımız*Tarzımız*

<B>Mesaj Sayısı</B> Mesaj Sayısı : 3016
<B>Rep Sayısı</B> Rep Sayısı : 455
<B>Kayıt tarihi</B> Kayıt tarihi : 30/04/10

Kullanıcı profilini gör http://kopuk1.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz