Ataturk Özel Belgeleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ataturk Özel Belgeleri

Mesaj tarafından GoDFaTHeR Bir Paz Mayıs 09, 2010 11:42 am

Nüfus
Kağıdı




Karnesi



EL YAZISI









avatar
GoDFaTHeR
Farkımız*Tarzımız*
Farkımız*Tarzımız*

<B>Mesaj Sayısı</B> Mesaj Sayısı : 3016
<B>Rep Sayısı</B> Rep Sayısı : 455
<B>Kayıt tarihi</B> Kayıt tarihi : 30/04/10

Kullanıcı profilini gör http://kopuk1.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ataturk Özel Belgeleri

Mesaj tarafından GoDFaTHeR Bir Paz Mayıs 09, 2010 11:42 am

YAZDIĞI MEKTUPLAR
ZÜBEYDE HANIMA MEKTUBU
1 Ağustos 1920

Muhterem valideciğim

İstanbul'dan ayrılışımdan beri sizlere ancak birkaç telgraftan başka bir
şey yazamadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin
ediyorum. Bilhassa hakkımda ötekinden
berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz tamam olmayan haberler
şüphesiz merakınızı artırmıştır. Şimdi vereceğim bilgilerle tahmin
olacağınız için endişe duyacak hiçbir şey yoktur.

Biliyorsunuz ki İstanbul'da iken yabancı devletler devleti ve ulusu
fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız
varsa hepsini hapis ve tevkifle bir kısmını da Malta'ya
sürerek herkesi sıkıntıya sokmakta pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa
ilişmemişlerdi. Fakat 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a ayak basar
basmaz İngilizler benden şüphelendiler Hükümete benim gidiş
nedenimi sordular.

Nihayet İstanbul'a çağırılmamı istediler bunda ısrar ettiler.
Hükümette beni kandırarak İstanbul'a gelmemi ve İngilizlere teslim
olmamı sağlamak istedi. Bunun derhal farkına vardım. Tabiatıyla kendi
ayağımla gidip esir olmam doğru değildi. Padişahımıza gerçek durumu
yazdım ve gelemeyeceğimi bildirdim. Zatı şahanede önce uygun buldu.
Fakat daha sonra İngilizlerin baskısı artmıştı. Sonunda O'da İstanbul'a
dönmemi emretti.

Bu suretle artık resmi görevimde kalmaya imkan görmediğim gibi
askerliğimi sürdürdükçe de İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına
karşı duyulamayacaktı. Bir taraftan da bütün Anadolu halkı tüm ulus hakkımda büyük bir sevgi
ve güven gösterdi "seni bırakmayız"
dediler. Gerçekte vatan ve milletimizi kurtarabilmek için tek çare askerliği bırakıp
serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti tek vücut bir hale
getirmekle doğacak kudret ve ulusal gücü kullanmaktan başka çare yoktu.
Bende öyle yaptım. Elhamdülillah başarılı oluyorum. Pek yakında elle
tutulur sonucu bütün dünya görecektir. Ben bu suretle hareket edince
İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya çalıştı. Ve
bütün suçu bizim hükümete attılar. Gerçekten hükümette benimle uğraşmak
istedi. Fakat gücü buna yetmedi ve yetemez.

1-Daha bir zaman bu şekilde Anadolu içinde çalışmakla her şey
hallolacaktır. Yakında Millet Meclisi toplanacak ve meşru bir hükümet
iktidara gelecektir. Bende ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat
ve afiyetteyim katiyen hiç merak
etmeyiniz.

2-Salih Bey (Salih Fansa) Fuat Beyden alacağını aldı mı? Bunu
bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun elhamdülillah hiç önemi
yoktur. Siz müsterih olunuz ve bir sıkıntınız olursa derhal bana
bildiriniz.

3-Bu mektubu getirecek olan "...." size benim hakkımda
istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi
gönderiniz.

4-Hemşiremin sıhhati nasıldır. Eve herhangi bir taraftan
saldırıda bulunuldu mu? Hala orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor büyüdüler mi?

5- Salih(Fansa) Beyle Madam Salih Bey inşallah sıhhat ve
afiyettedirler. Ben kendilerini daima yad ediyorum. Madamın benim
hakkımda bir rüyası vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında sevinç
içinde görüşeceğiz.

6-Ben birkaç güne kadar bir
kongre için Sivas'a gideceğim. Tekrar Erzurum'a döneceğim. Tekrar
ediyorum: Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekala bilirsiniz ki ben yaptığımı bilirim. Netice
görmeseydim başlamazdım.

Saygı ile ellerinizden hemşiremin gözlerinden
öperim.

M. Kemal

İSMET İNÖNÜ'YE MEKTUBU
12 Haziran 1937


Başvekil İsmet İnönü'ye

Hatırlarsınız Türk köylüsünün Türk'ün efendisi olduğunu
söylediğim zamanı. Ben o efendinin arzu ve iradesi altında senelerden
beri çalışmış olan bir hadimim (hizmetkarım). Şimdi beni çok heyecana
getiren hadise Türk köylüsüne nacizane
de olsa ufak bir vazife yapmış olduğumdur. Milletin yüksek mümessiller
heyeti bunu iyi görmüş ve kabul etmişlerse benim için ne unutulmaz bir
saadet hatırasını bana vermişlerdir. Bundan dolayı çok yüksek zevkle
millet memleket ve
Cumhuriyet Hükümetine yapmaya mecbur olduğum vazifelerden en basiti
karşısında gösterilmiş olan teveccühten takdirden ne kadar
mütehassis olduğumu ifadeye muktedir değilim.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk Milletine canımı
vereceğim.

Kemal Atatürk


SALİH BOZOK'A MEKTUPLARI

Trablusgarp muharebesi sırasında Sofya dan yazdığı mektup

Urla tahaffuzhanesinden Rus vapurundan 4 Ekim 1911

"Bilirsin ki Trablusgarp meselesinin ortaya çıktığından beri oraya
gitmek teşebbüsünden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda üç gece
kalındıktan sonra döndürüldük. Ondan sonra Mısır ve Tunus yolu ile
gitmeye teşebbüs ettik.

Harbiye Nazırı ümit kestiği için
vazgeçirtildi. Bir defa Ömer Naci ve daha iki kişi ile Mısır üzerinden
hedefe yürümek üzere (2 Ekim 1911) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye
Nazırı da ister istemez muvafakat etti. Lüzum ve fayda görürsem bazı
arkadaşları isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim
nerede olduğumu duyurmayın. Daha bir müddet için validemi dahi haberdar
etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan mektup gönderin.

Eyüp Sabri sizi görecek. Ona ilmühaberlerim ve borçlarım hakkında
malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere gizlice söyleyin ilmühaberlerimin Beşinci
Kolordu idaresinde kalması ve maaş tahsisatımdan borçlarım ödenmekle
beraber kalanın valideme verilmesi lazımdır. Bunu Harbiye Nazırı da
yazacak unutmazsa!

Senin vasıtanla valideme verilmek üzere Kerim Beye (Abdülkerim Paşa)
kırk lira bıraktım.

Mısır'a vardıktan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana
yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin n***** mektupları alacak
ve açacak bir arkadaş tayin edersin.

Arkadaşlar ne alemdedir? Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan
ziyade gayret ve fedakarlık elzemdir. Endülüs tarihinin son sayfalarını
okuyunuz.

Faydalı so hbetlerinizde bulunamadığıma üzgünüm. Beni unutmayın.
Alaydaki arkadaşlara çok selam. Beraber yaptığımız talim programını
takipten çok güzel neticeler alınır. Yorulmasınlar eski tembellikle hiçbir
şey olmaz. Başka kağıdım yok Nuri'ye ayrıca mektup
yazamayacağım. İstersen bu mektubu aynen gönder veyahut bahisle bir
mektup yaz ve o kıymetli kardeşimize de ki "Benim için hatırası kalp ve
vicdanımdan bir an çıkamayan bir öz kardeş varsa Nuri'dir." Bu müzlim
seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse mücadele
sahasında birleşiriz. Eğer mukadderse ahirette kavuşuruz.

Salih senin de
gözlerinden öperim. Kalbinin vefasına vicdanının saffet ve nezaketine
şükran borçluyum. İstanbul'da kalan kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı
oradaki mücadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kalp kuvveti verir.
Allahaısmarladık.

M. Kemal

Aynımansur Karargahından 25-26 Nisan 1912 gece
saat 6

"Mektuplarınız da gazetelerde bize ait
hislerinizi tasvir eden satırları okuduğum zamanlar kalbimin pek derin
hislerle çarptığını duyuyorum. Birkaç kardeşinizin Akdeniz'i aşarak çöllerde uzun mesafeler
alarak donanmasına dayanan düşmanın karşısına çıkması ve buradaki
vatandaşları kucakla***** düşmanı sahile hapsetmesi
şüphesiz sizi memnun eder. Fakat biz vatana borçlu olduğumuz
fedakarlık derecesini düşündükçe bugüne kadar yapılan hizmeti pek küçük
buluyoruz.

Bilirsin ben askerliğin her şeyden
ziyade sanatkarlığını severim. Burada sanatın tüm icraatını tatbik
edecek kadar zamana ve bu zamanın doğuracağı vesait ve vesilelere malik
olunursa işte o zaman milletin
arzusuna uygun bir hizmet yapmış olacağız.

Ah Salih Allah bilir hayatımın bugüne kadar
orduya faydalı bir uzuv olabilmekten başka vicdani bir emel edinmedim.
Çünkü vatanın muhafazası milletin saadeti için
her şeyden evvel ordumuzun eski Türk ordusu
olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan kani idim. Bu kanaate
ait emellerimin şiddeti ihtimal beni pek ziyade ifratperver göstermişti.
Fakat zaman saf ve nezih dimağlardan
doğan fikri hakikatleri-kabulünden çekinilse dahi-tatbik ettirir.

Bu gece Derne kuvvetlerimizin bütün kumandanları ve zabitleriyle bir
müsamere yapmıştık. Bu satırları çadırıma dönüşümde yazıyorum. Bu güzel
kalbi kahraman bakışlı
arkadaşlarımın bu küçük rütbeli fakat
düşmanı titreten büyük kumandanların samimi nazarlarında vatan için
ölmek iştiyakını okuyordum.

Bu okuyuş dimağımda sizin bütün Makedonya muhitinde
tanıdığım arkadaşların bütün ordumuzun kahraman
evlatlarının hatırasını canlandırdı. Kalbimde büyük bir sevinç ve gurur
hasıl oldu. Arkadaşlarıma dedim ki: "Vatan mutlaka selamet bulacak millet mutlaka mesut
olacaktır." Çünkü kendi selametini kendi saadetini memleketin ve milletin
saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.

Cümlenize selam ederim kardeşim.

M. Kemal
Derne Osmanlı Kuvvetleri Kumandanı


ALİ FUAT (CEBESOY) PAŞA'YA MEKTUBU
23.1. 1918
"Kardeşim

Sina Cephesinde başlayan Filistin askeri harekatının kan ve heyecanla
dolu safhalarında kader icabı defedilemeyen felaketli günlerin
tevalisinde ibraz buyurduğunuz cesaret ve askeri kudrete resmi ve muhtelif
membaların raporlarına dayanarak harekatı takibim sırasında vakıf
olmuştum. Sonradan gelen zabitlerden dahi şifahen malümat almıştım. En
nihayet yüksek hizmetlerinizin mirlivalığa terfiinizle resmen teyit ve
ilan edildiğini işitmekle mübahi oldum. Suret-i mahsusa da tebrik ve bu
rütbede dahi vatanımızı kurtarmak uğrunda parlak muvaffakiyetlere
mazhariyetinizi temenni ederim.

Falkenhayn Paşa ile Sina harekatına dair ilk karar ve tedbirlerde ve
sevk-u idare noktasında bugün vaki o gün için bir
tasavvurdan ibaret olan feci hakikatleri devlet ricalimize de kabul
ettirmek ve ona göre sevk-ı tedbire muvaffak olmak mümkün olamaması
yüzünden Yedinci Orduyu ve ondan sonra verilen İkinci Orduyu kabul
etmeyip İstanbul'a gelmiş olduğumu duymuşunuzdur. Burada pek aksi
olarak rahatsızlıktan baş alamıyorum. Veliaht Hazretleriyle Almanya
seyahatine yataktan kalkıp gittim.

Yirmi gün seyahat esnasında bir şey yok tam avdette trende
yeniden hastalandım. Bir aydır yine yataktayım. Birinci ve Beşinci
ordulardan Liman Paşanın idaresinde bir grup teşkili tekarrur etti.
Bana Beşinci veya Esat Paşa ile becayiş suretiyle Birinci Ordu
kumandanlıklarından birini teklif ettiler. Ben Beşinci Orduyu tercih ve
kabul ettim. Fakat icraat gecikti.

Bu mektubu eski arkadaşım ordunuz Sıhhiye Reisi Hüseyin Beyin
hareketinden istifade ederek yazabiliyorum. Gözlerinizden öper ve
inşallah bundan sonrada İngilizlerin geri çekilişiyle neticelenen
muvaffakiyetlerinizi işitmekle mesut olurum kardeşim."

M. Kemal








avatar
GoDFaTHeR
Farkımız*Tarzımız*
Farkımız*Tarzımız*

<B>Mesaj Sayısı</B> Mesaj Sayısı : 3016
<B>Rep Sayısı</B> Rep Sayısı : 455
<B>Kayıt tarihi</B> Kayıt tarihi : 30/04/10

Kullanıcı profilini gör http://kopuk1.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ataturk Özel Belgeleri

Mesaj tarafından GoDFaTHeR Bir Paz Mayıs 09, 2010 11:43 am

MİRALAY
FAHRETTİN (ALTAY) BEY'E MEKTUBU
Sivas 8 Aralık 1919

Muhterem kardeşim

Şemsettin Beyden sonra Hüseyin Beyin de Sivas'a gönderilmesi suretiyle
kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek hususunda ishar buyurulan samimiyete
teşekkürlerimi arz eylerim Şemseddin Bey son
günlerin geciktirdiği müzakere ve kararlar hakkında siz biraderlerine
malümat arz eylemiştir.

Hüseyin Beyde Suriye ve Ermenistan Fevkalade Komiseri iken İstanbul yolu
ile Paris sulh konferansına giden François George Piqueau'nun Heyet-i
Temsiliye'ye katılmak üzere Sivas'a gelmesindeki sebebi izah edecektir.
Bu buluşmaya ait bir hülasa şifre ile takdim edildiği gibi bir sureti
de Hüseyin Beyle takdim edilmiştir. İtalya'nın İstanbul Fevkalade
Komiseri Mösyö Malis evvelce bazı mütalaalarını mektupla bildirdiği
gibi bu defa da Sivas'a hususi bir memur göndererek iki taraf için bir
anlaşma zemini araştırmaya başlamıştır.

İngilizlerin Erzurum Kars havalisindeyken tanıştığımız ve sonradan
Harbiye Nazırlarının daveti üzerine Londra'ya giden Kaymakam Rovlson bu
defa İstanbul'a dönmüş ve görüşmek üzere Sivas'a gelmek istediğini
Trabzon'daki mümessilleri vasıtasıyla bildirmiştir. Rovlson Londra'ya
hareket edeceği sırada Erzurum'da veda etmek üzere görüşmüş ve
"avdetimde daha müsait şartlar dahilinde görüşebileceğimizi ümit
ederim." demişti. İstanbul umumiyetle Şarkta İngiliz siyasi memurlarının
Türkleri tanımakta ve Trakya hakkında takip ettikleri siyasette yanlış
yola gittiklerini ve bunda İstanbul muhiti ile Osmanlı Hükümet
merkezinin zararlı amil olduklarını ilave etmişti.

Amerika Tahkikat Heyeti Reisi General Harbord ile Sivas'ta uzun uzadıya
vuku bulmuş olan görüşmemizde müşarünileyhin ve Şarkta bulunan bütün
Amerikalıların lehimizde olduğu anlaşılmış ve sonradan alınan mevsuk
malümattan Harbord raporunun lehimizde yazıldığı anlaşılmıştır. Yalnız Amerika ahalisi
senelerden beri aleyhimizde işittikleri propagandanın tesirinden
kolaylıkla kurtulamayacakları itiraf olunmuştur.

Avrupalıların Türkiye hakkındaki niyetleri memleketimiz üzerinde azami
derecede ve daimi emin bir surette menfaatlerinin temini merkezindedir.
Menfaatlerine uygun zemini hazırlamak ve temin etmek için dayanmak
istedikleri sebep ve bahaneler: Osmanlı Hükümetinin aczi ve azınlıkların
korunması için teminat.

Toplanacak olan Meclisi Mebusan millete dayanır vakur ve azimli bir
vaziyet alırsa millet ve vekillerine
cidden mesnet olabilecek tam birlik gösterirse mahvolmaktan
kurtulabileceğimize emniyetim vardır.

Milletimizi mevcut ters ve zararlı cereyanlar arasında kuvvetli bir
bütün halinde tutabilmek her şeyden evvel zat-ı biraderleri gibi
kıymetli hamiyetli kumandan arkadaşlarımızın himmet ve fedakarlıklarına
bağlıdır.

Mülkiye memurlarının başında bulunanlarının ekseriya mütelevvin
olduklarını tecrübe göstermiştir. İşlerinde en hamiyetli olanlar bile
daima askeri kumandanlara uymaktan başka bir şey yapmamışlardır.

Teşekküre ve hamde şayandır ki bugün istisnasız tekmil kolordu
kumandanları arkadaşlarımız büyük bir iyi niyetle kurtuluşu noktasında
fikirlerini birleştirmiş ve milleti müşekkel bir hale getirmek için
alicenabane ve azimkarane bir surette çalışmaktadırlar.

Benim ve elyevm beraber bulunan Rauf Bey Bekir Sami Bey gibi
arkadaşlarımızın pek dikkatli olarak çalıştığımız esaslı nokta bütün mesaimizin arkadaşlarımızın
düşüncelerine mutabık ve milli umumi efrarın muhassalasına uygun
olmasıdır.

Buna rağmen Hüseyin Beyin yolda bazı kimselerden
bizim hiçbir vakit hatır ve hayalimizden geçmemiş ve geçmeyecek olan
zararlı fikirler propaganda edildiğini söylemesi cidden teessürümüzü
mucip oldu.

Mesela diktatörlük
gibi... Bu fikrin ne kadar manasız olduğu izan erbabınca kolaylıkla
takdir olunur. Bir de bu hususta zerre kadar şüphe ve tereddüte düşen
namus ve hasiyet erbabı için Heyet-i Temsiliyeye fiilen dahil olarak
işbirliği etmek ve davranışları kontrol etmek daima mümkündür.

İstanbul'da bulunan yüksek zevatın serbest olanları Ahmet İzzet Paşa
vesaireyi devam ettim. Fakat bu gibiler hayatını tehlikeye koymak
istemez huzur ve rahatını
feda edemezse ne yapılır?

Memleket ve milletin içinde bulunduğu elim şartlar sonumuz hakkındaki
karanlık ihtimaller bir an vicdan huzuru ile dönüşülecek olursa milli
vahdeti çalışmamızdaki
ahengi bozacak ve kıl-ü kale sebebiyet verenler hakkında ne hüküm
verilmek lazım geleceği kendi kendine anlaşılır

Heyeti temsiliye yakında Kayseri Kırşehir üzerinden
Ankara'ya ve oradan da Eskişehir yakınında Seydigazi'ye gidecektir. Bu
intikali henüz mahrem tutmaktayız. Maksat Eskişehir'den temin
olunacak mebusların toplanmasına temas edebilmektir. Oraya intikal
edecek Heyeti Temsiliye'ye yeniden her liva
mebuslarından Heyeti Temsiliye azası olarak davet olunacak birer
mümessil ile takviye olunacaktır. Muvakkat bir toplantı ve kısa bir
fikir danışmasından sonra Heyeti Temsiliye bir kısım azasıyla orada
kalacak geri kalanlar
İstanbul'a gidecektir. Oralara geldiğimizde yakınlığı hasebiyle zat-ı
ali-i biraderleriyle de müşerref olmayı temenni ederim.

Refet kendiliğinden İstanbul'a gidivermiş. Cephenin bir an evvel
deruhtesi hakkındaki bildirileri üzerine kendisine yazdım hatta habersiz
İstanbul'a gidişini biraz da tenkit ettim.

Hürmetle gözlerinizden öper ve diğer arkadaşların selam ve
muhabbetlerini takdim ederim kardeşim."

M . Kemal

AFET İNAN'A MEKTUBU

Saravona yatı 14.6.1938


Afet
H. R. Soyak ile benden mektup beklediğini
bildirmiştin. Arzun her gün hatırımdadır. Şifahen Celal'e (Üner)
telefonla bildirmek üzere söylemekteyim. Ancak henüz kendim bir şey
tespit edemedim.

Vazifem şudur: Bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri
sebebiyle hastalık durmamış ilerlemiştir. Vakitsiz
ayağa kalkmak yürümek hususiyetiyle
burunda yapılan atuşman üzerine gelen kusma neticesi yapılan istirahatleri
hiçe indirmiştir. İstanbul'a gelince Hükümet reyimi almaya
lüzum görmeksizin Fissenger'yi getirtti.

Yeniden tetkik muayene yapıldık.
Karaciğeri eski halinden farksız ve karnı birkaç kiloluk birikmiş su ve
gaz dolayısıyla şişkin ve defigüre bir halde buldular. Şimdilik Temmuz
on beşe kadar yeni tiretman ve yeni rejim altında repo apsolüyü (Kesin
istirahati) zaruri buldular. Bunun esası da yatak ve şezlong
istirahatidir. Bu müddet sonunda Fissenger tekrar gelecektir. Umumi
ahvalim iyidir. Tamamen iadeli afiyet ümit ve va'di kuvvetlidir. Senin
için asla merakı ve endişeyi mucip olmamalıdır. Serinkanlılıkla
imtihanlarını vererek muvaffakiyetle dönmeni bekler ve muhabbetle
gözlerinden öperim.

İkamet için Savarona'yı tercih ettiler. Yat şimdilik saray karşısında
demirlidir.

Malümun olan devlet işleri için Başbakan ve diğer bakanlar sık sık gelip
yatta misafir olmaktadırlar.

Nutuk'unu Şükrü Kaya Türkçeye çevirmektedir. Matbuata verilecektir.

K. Atatürk

SABİHA GÖKÇEN'E MEKTUBU
Ankara 29.6.1929

Sabiha'ya

Sanatoryumdan mektubu da aldım. Oradaki hayat ve bakımdan hoşnut
olduğundan ve doktorların tavsiyelerini çok itina ile takip ettiğinden
pek memnun oldum. Aldığımız raporlardan anladığımıza göre esasen
hastalığın o kadar mühim değildir. Sıhhat ve rahatına bildiğin gibi
itinada devam edersen az zamanda tamamıyla iyileşeceğin şüphesizdir.

Vücudunda her gün topluluğa doğru olacağına şüphe olmayan değişikliği
anlamak üzere ara sıra kilonu bildirmekle beraber fotoğraflarını da
gönder.

Gözlerinden öperim.
Gazi M. Kemal


Dolmabahçe15.8.1929

Kızım Sabiha'ya


Sıhhatiniz hakkındaki mektubuna memnun oldum. "Zemering"ten istifade
etmeni temenni ederim.

Gözlerinden öperim.

Gazi M. Kemal

KURTDERELİYE MEKTUBU
12 Kasım 1931 Salı

Kurtdereli Mehmet Pehlivan

Seni cihanda büyük ün
almış bir Türk pehlivanı tanıdım. Parlak muvaffakiyetlerinin sırrını şu
sözlerle izah ettiğini de öğrendim:

"Ben her güreşte arkamda Türk Milletinin bulunduğunu ve millet şerefini
düşünürüm."

Ben dediğini en az
yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir
meslek düsturu olarak kaydediyorum. Bununla senden ve sözlerinden ne
kadar çok memnun olduğunu anlarsın.

Gazi M. Kemal

BEHİÇ ERKİN'E GÖNDERİLEN MEKTUP

Aynı-ı Mansur Karargahından 30 Mart (1912)


"İzzetli Beyefendi günlük ciddi
çalışmalarınız arasında elinize geçmek bahtiyarlığına erişeceğine ümit
ettiğim işbu varakpare Cebel-i Ahzar'ın
hayatına ait hisleri aksettireceği için meşgalelerinizden birkaç dakika
terk et-meye değer zannederim.

Selanik'ten İstanbul ve oradan Akdeniz'i geçerek Mısır'a ve Mısır'dan da
700 küsur kilometrelik boş çölleri geçerek şimdiki mevkiimize
gelişimiz öyle bir tarihtir ki ancak Selanik'in "paşa gıdası" ile
anlatılabilir Buna muvaffakiyet şimdilik bir hayal ise de hakikat
olması da uzak değildir.

19 Şubat Muharebesinde Nişancı Taburu Kumandanı iken Sedes civarında
Pertev Beyin idare ettiği karşılıklı hareketimiz münasebetiyle zatı
alinizi hatırladım. Muharebenin manevramızın bazı
safhalarıyla benzerliği vardır. Esasen 70 kişilik bir pusu kurulmuştu.
İtalyanlar sabahleyin bu kuvvetle muharebeye tutuştu. Bizde taarruz
fikri yoktu. Kuvvetlerimizin hepsi örtülü hazırlık mevziinde
bulunuyordu. Saat 6 oldu gündüz. İtalyanlar pusu
kuvvetini taredemedi. Bütün kuvvetini muharebeye hazırladı ve taarruza
geçti. Pusu yeri Derne'nin 4 kilometre batısındaydı. Biz bu umum kuvvetle taarruza
geçtik. Şark kolunu da getirttik. Seyitabdullah noktasında (pusu yeri)
"...." muharebesinde olduğu gibi 8-9 defa düşmanın taarruzu
kırıldıktan sonra saat 11'de bütün İtalyan safları avcı hattı ihtiyat istinat hepsi birbirine müvazi
olarak kaçmaya başladılar. Biz bu hattın sol tarafında topçu mevziinde
manzarayı tamamen görüyorduk. Gecenin gelmesi muharebeyi sona erdirdi. O
gün Derne'ye gelmiş bulunan iki Alman bir İngiliz subayı
harbin cereyanını anlayamıyorlardı. Netice meseleyi halletti. Bizde
onlara oldukça yüksek perdeden attık. Benzerlik cenah hücumlarımızdadır.


Arzı hürmet ederim efendim" Derne Kumandanı M.Kemal








avatar
GoDFaTHeR
Farkımız*Tarzımız*
Farkımız*Tarzımız*

<B>Mesaj Sayısı</B> Mesaj Sayısı : 3016
<B>Rep Sayısı</B> Rep Sayısı : 455
<B>Kayıt tarihi</B> Kayıt tarihi : 30/04/10

Kullanıcı profilini gör http://kopuk1.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ataturk Özel Belgeleri

Mesaj tarafından GoDFaTHeR Bir Paz Mayıs 09, 2010 11:44 am

Aynı Mansur Karargahından 16 Temmuz 1912

"Muhterem kardeşim Behiç Bey

Pek ziyade teselli veren mektubunuzu aldım. Selanik'in Olimpos'unda iadesi vaad buyurulan geçmiş tatlı günlerin hülyalarına daldım. O ciddi kardeşlik hayatına örnek olan günlerin tekrar yaşanması ne kadar büyük saadet olur.

Buradaki hayat tarzımız ve çalışmamız artık cümlece anlaşılmış bir hale geldiğinden bahsini bile lüzumsuz buluyorum. Ancak şurasını arz edeyim ki bizde buradaki vaziyet ve mukavemetimizle milletin şanına uygun bir netice alınması ümidi pek kuvvetli iken son zamanlarda memleket içinde çıkan elem verici levhalar bizi üzdü. Bizim ahlaksızlığımızın menfaatperestliğimizin derecesi malum idi. Fakat bunun hıyanet ve katibeten tasavvur etmiyorduk.

İhtiraslar cehalet ve mantıksızlık yüzünden koca Osmanlı Devletini mahvedeceğiz. Kuvvetli bir Osmanlı İmparatorluğu vücuda getirmeyi düşünürken vaktinden evvel esir sefil ve rezil olacağız.

Askeri siyasetle uğraşmaktan men için kanun maddeleri yapmışlar. Ben iki sene evvel tesadüfen bulunduğum bir kongrede "askeri bırakınız" dediğim için mürteci oldum idama mahkum edildim. Zaman ve hadiseler her türlü hakikatleri ispat ve izhar eder fakat bazen böyle helak eden bir darbe indirerek.

Harbiye Nazırının mevkiini terk edişini garip buluyorum. Hamiyetli ve fedakar idiyse ötede beride savurduğu gibi kellesini koltuğuna almış idi ise asıl hamiyet ve fedakarlık göstermek ve sebat etmek zamanı şimdi idi.

Kalp yumuşaklığı göstermeye ne lüzum vardı. Daha on ay evvel benim gibi naciz bir kolağasını sükuta mecbur ve atalete duçar etmeye ve gizli maksatlarını temin için etrafını saran bir sürü beyinsizlere kafa sallamakla vakit geçirmeye ve budala gibi bir alık gibi kukla vaziyetinde entrika cereyanlarına nefsini teslim etmeye rıza göstermektense daha o zaman makamını ehline terk etmek elbette daha doğru olurdu. Meslek hareketi doğru idiyse şimdi göstereceği vaziyet sebat ve fedakarlık olacaktı. Devlet işlerini çocuk oyuncağı mı zannediyordu?

Bizim askeri vaziyetimizde bir değişiklik yoktur. Siyasetimiz müsait ise biz istenildiği kadar sebat ve mukavemete muktediriz.

Yalnız siyaset erbabının memleketi büsbütün tarumar olmaktan korumak için gözlerini dört açması lazımdır.

Bilcümle dostlara selam ve hürmetlerimi takdim eyler ve sizin gözlerinizden öperim. Enver Bey mahsus selam eder."

Derne Kuvvetleri Kumandanı M. Kemal

İKBAL GAZETESİNE MEKTUBU

Mustafa Kemal'in Bingazi'de bulunduğu dönemde Hanya'da çıkan İstikbal adındaki gazetede mektup yayınlanmıştır. 29 Ekim 1909 Bingazi

Muazzez vatandaş;

Bir müddetten beri Bingazi ahvali Bingazi memurininden bazısı hakkında gazetenize derceylemekte olduğunuz malumatın pek basit nazar ve fikirli müstenit olduğuna şüphe edilemez. Gazetenizin böyle araz-ı şahsiye (kişisel garaz) ye müsteniden vaki olan ihbaratın vasıta-i neşr ü tamimi olması Bingazide birçok erbab-ı hamiyetin yekdiğerine şüpheli nazarlarla bakmasını tesis ve takviyesi selamet-i millet ve saadet-i n***** elzem olan uhuvvet-i umumiyeye iras-ı halel edebilir.

BÖLÜCÜLÜĞÜ DEĞİL BİRLİĞİ SAVUNUNUZ

Efrad-ı millet beyninde nifakı değil ittihat ve ittifakı temine yekdiğerden ahz-ı intikam hissiyatını tevlide değil devr-i istibdat ve zulmetin tadiğar-ı levsiyatı olan fena hislerin kalplerden tebidine medar olacak makalat-ı hakimane ve akılane dercine sa'yedilse gazetenizin şerefli teali eder hizmeti müfit olur. Hükümet-i sabıkanın perver-şeyyap eylediği zulüm malumdur. Yanlış malumata müsteniden bazı erbab-ı namus ve hamiyetin de o güruh-i müstebideye karıştırılması pek büyük hatadır.

GAZETELER VE BASIN HALK YASASI

Bir ayı mütecaviz bir müddet beridir vatanımızın Afrikasında seyahat ve ahval-i mahalliye efkarı umumiye hissiyat-ı mütekabileyi tahkik ediyorum. Buna binaen gazetenizle dercine tavassut edilen hususatın hakikate mukarin olmamakla beraber pek muzir olduğunu dermeyan edebilirim.

Gazetelerimizin ahlakiyatımıza ulviyet hissiyatımıza nezahet ve necabet ve maneviyatımıza kuvvet verecek makalata tecellisiz olduğunu görmek isteriz.

Hulus-i vicdanıma emin olunuz kardeşim.

Erkanıharbiye Kolağası M. Kemal

MADAM CORİNNE'E MEKTUBU
28 Şubat 1913Sofya

"Aziz Corrine

Kaymakamlığa (yarbaylığa) terfiim münasebetiyle yolladığınız çok sevimli tebrikler beni çok derinden derine mütehassis etti ve bu vesile ile bana yazdığınız güzel sözler dosdoğru kalbimde yer aldı. Kendi kendime izah edemediğim sükutumun birkaç amilleri vardı. Son zamanlarda Sofya Belgrad ve Petinya ateşemiliterliklerine tayinim üzerine son derece meşguldüm. Bana o kadar iş yükledi ki o iki şehre de gidemedim. Beni bilhassa Sofya ile ilgilendiren bazı meseleleri tetkik etmek lüzumunu duyuyorum. Bundan başka büyük meşgalelerimden biride bana bir çok sıkıntı ve rahatlık veren bu otellerdeki hayatımdan kurtulmak için bir ev aramaktır. Nihayet mevsim ortasında burada bulunduğumuz için modern hayata ait vazifeler zamanımın büyük bir kısmını alıyor.

İşte maalesef beni sana uzun uzun yazmaktan men eden sebeplerden bazılarının hülasası bu. Birkaç kelimelik kartpostal yollamak seni yalnız tatmin etmemekle kalmaz aynı zamanda hayrete düşürürdü. Hem de bu vasıtayı ancak beni az ilgilendiren ve kendilerine birkaç nezaket kelimesi göndermek mecburiyetini hissettiğim kimselere karşı kullanırım.

Küçük ve sevimli Edith'in benim uzun ve irademin dışında kalan sükutumun üzerine sana bazı şeyler söylemeyi vazife bilmesi beni hayrete düşürmekten hali kalmadı. Hakkımda beslediği iyi fikirden dolayı ona teşekkür ederim. Küçük nasihatleri evvela sana karşı büyük bir dost olduğu ve benim samimiyetime de pek az itimadı olduğunu ve nihayet hayat hayat işleri hakkında pek az tecrübesi olduğunu ispat ediyor. Rica ederim ona söyle en çok konuşan ve sayfalar dolusu yazan kimseler mi bu dünyada en halis ve samimi dostlardır? Çok hisseden fakat uzun lakırdıların sevilen insanı nihayet yormasından korktuğu için hislerini gizlemeyi tercih eden bir insana kayıtsızlık ve tasasızlık isnadı lazım mıdır?

Her halde küçük Edith emin olabilir ki ben onun Avusturyalı dostu kadar halis ve fedakar olmaya muktedirim. Yine küçük Edith emin olsun ki bazı insanların tabiatları iktizası mecbur oldukları cemileleri yapmaya eğer zahmeti göze alırsam ben de muktedirim. Hem şunu da bilsin: Senin benim nazarımda çok büyük bir mevkiin var. Öyle bir mizaca sahipsin ki müdahaleci bir ağzın sözlerine kulak asmazsın ve benden kalbimin dikte etmediği kelimeler almayı elbette ki istemezsin.

Tatlı ve sevimli hemşirene bu satırları okuduktan başka ona kendisinin kolay kolay silinmeyecek bir hatırası olduğunu söylemeni rica ederim. Aynı zamanda annene ve babana saygılarımı sunmama delalet etmek lutfunda bulun.

Samimi ve halis dost"
M. Kemal


Maydos Karargahı (Çanakkale) 17 Mart 1915
Aziz dostum

Son kartınız Maydos'a Fethinin bir zarfı içinde geldi. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz. Siz ki benim hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. Nasıl oluyor da benim muharebe meydanında bulunduğumu öğrenemediniz? Bunun benim hatam olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii değil mi cidden hayret ettiniz sanırım. Ben Maydos'ta bulunur gece gündüz düşmanla savaşırımda aziz dostum Corinne bunu bilmez ve kartlarıyla mektuplarını bermutat Sofya'ya gönderir bunları da benim yerime hep Fethi Bey alır.

Vaziyet Çanakkale Boğazında biraz buhranlı bir hal kastedince aziz dostunuz Nuri'nin eski mevkii olan Tekirdağ'a gidip orada bulunan bir fırkamızın kumandasını üzerime almamı isteyen gayet müstacel bir telgraf aldım. Yeni dostlarıma veda bile edemeden Sofya'dan ayrıldım. Biliyordum ki bu benim tarafımdan bir nezaketsizlikti. Mısır'a gitmeden ve Kudüs'te ıstırahate karar vermeden evvel sizde bir akşam yemeği yiyen ve size hararetle veda eden Nuri hiçbir zaman benim gibi hareket etmek istemez.

Neyse 24 saatte Tekirdağ'ında hazırdım ve bir fırka teşkili ile meşgul oldum. Sonra teşkil ettiğim fırka ile Maydos'a gitmek ve orada bulunan bütün kuvvetlerin kumandasını deruhte etmek emrini aldım. Bu kuvvetler Çanakkale Boğazını müdafaa eden takriben iki topçu fırkasıydı.

İki aydır buradayım ve Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin ihraç teşebbüsünde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı müdafaa ediyorum. Bu ana kadar aziz Corrine hep muvaffak oldum ve aynı yerde kalırsam kuvvetle ümit ediyorum ki daima da muvaffak olacağım.

Burada benim ismimin duyulmasına hayret etmemeli çünkü ben mühim bir muharebenin kahramanı olarak Mehmet Çavuşa şeref kazandırmayı tercih ettim. Tabii şüphe etmezsiniz ki muharebeyi idare eden sizin dostunuzdu ve savaş gecesi muharebelerin saflarında Mehmet Çavuşu bulanda o idi.

Corrine Sofya'dan ayrıldığımı ve burada bulunduğumu size niçin haber veremediğimi bana sormayınız. Anlayamazsınız ki çok ciddi bir şekilde meşgulüm ve şüphe etmemelisiniz ki hafızalarımızda silinmez çizgilerini çizdiğimiz güzel anları asla unutamam.

Zaman geçer fakat dostlar arasındaki bağları daima kuvvetlendirir. Mektubumu elinize vermesi için size fırkamdan bir zabit gönderiyorum. Çünkü posta ile ancak manasız birkaç kelime göndermek mümkün. Siyasi ve askeri umumi vaziyeti nasıl gördüğünüzü bana açıkça söyleyiniz Corrine. Ben bu mevzuda size izahat veremem.

Cevat Bey hiç değilse Pazar günleri sizi ziyaret ediyor mu? Etmiyorsa ona sizi görmesi için yazınız ve söyleyiniz ki her türlü yanlış anlaşmalara rağmen ben onun samimi dostuyum ve bana mektup yazmasını arzu ediyorum.

Siz bana kısa basit kartlar yollayabilirsiniz.

Size istenilen zamanda cevap veremezsem ümit ederim ki beni mazur görürsünüz.

Matmazel Edith'e samimi dostluklarımı arz ederim. Valideniz hanıma ve pederinize lütfen hürmetlerimi bildiriniz.

Geçmiş zaman ve geçmiş zamanın hatıraları ebedi bir hayata maliktir.

Beni unutmayınız Corrine hatta bu harpte ölsem bile."

19.Fırka Kumandanı M.Kemal



"Aziz dost

İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim bakiyesi de cesur kıtalarım tarafımdan sahilde donanma tarafından himaye edilen bir noktaya sürüldü.

Pek ziyade ümit ederim ki düşmanın tam imhası haberini yakında alacaksınız.

Matmazel Edith'e Türk dilinde ilerlediği için tebrikler ve cümlenize hürmetler.

(İmza yok)

LENİN'E MEKTUBU

1-Emperyalist Hükümetler aleyhine 26 Nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden Bolşevik Ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz.

2-Bolşevik kuvvetleri Gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nüfusla Gürcistan'ın da Bolşevik ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki İngiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse Türkiye Hükümeti de emperyalist Ermeni Hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve Azerbaycan Hükümetini de Bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.

3-Evvela milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat icra edecek kuvvetler için erzakın Rus Sovyet Cumhuriyetince temini rica olunur.

Yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.

T.B.M.M. Reisi
Mustafa Kemal

ROOSVELT'E MEKTUBU

Aziz Bay Cumhurbaşkanı

Son günlerde Bay Julien Briyan tarafından alınmış olan filmi seyretmekten duyduğunuz memnuniyeti bildiren 6 Nisan 1937 tarihli lütufkar mektubunuzu hakiki bir sevinç ile aldım. Mektubunuzda ahval ve şerait müsaade eder etmez birbirimize bir gün mülaki olacağımız ümidini de izhar buyuruyorsunuz. Samimi duygularınızdan ve Türkiye'de elde edilen terakki hakkında takdirkar telakkilerinizden dolayı size fevkalade müteşekkir olduğuma inanmanızı rica ederim.

Bay Cumhurbaşkanı.

Bu fırsattan istifade ederek Amerika Birleşik Devletleri hakkındaki hayranlığımı tekrar bildirmek isterim. Bilhassa ki bizim iki memleketimiz umumi sulh ve insanlığın saadetini hedef tutan aynı ideali gütmektedirler.

Size bir an evvel mülaki olmak benim de samimi arzum olduğundan harikulade işler yapmış olan sevimli ve kuvvetli şahsiyetinizi Türkiye'de selamlayabileceğim günü sabırsızlıkla intizar ediyorum.

Samimi saygılar ve bilhassa temennilerimle.
Vafakarınız
K. Atatürk

MÜŞİR VON FALKENHEIN'A MEKTUBU


Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığına

2.10.1917 tarihli tahriratın arıza-i cevabıdır:

Sina Cephesinde her türlü selahiyet mahfuz bir ordu kumandanı olarak istihdam edilmekte tereddütü gösterir bir şeyi kimseye söyleyemediğimi arz ederim. Hatırladığıma göre Miralay Von Dommez lütfen ziyaret için teşrif ettiği vakit benden "bizi terk etmek istediğinize pek müteessirim" demişlerdi. "Böyle bir şey düşünmedim" cevabında bulunmuştum. Söz arasında Grup'tan gelen emirle 7. ordunun lağvedilmiş olduğunu söyledim. Görüşme esnasında ordunun hakikaten şimdilik mülga olup bir vazife bulmak müşkül olduğu ve cephedeki kıtalara ve gideceklere kamilen Kres Paşanın kumanda edeceği ve acizlerine şimdilik 19. ve 20. fırkalardan ibaret iki fırka kaldığı bahis konusu edilmiştir.

İki fırkanın bir ordu değil bir kolordu olabileceğini nazarı dikkati çekince Von Dommez bunu dahi tasdik etmişlerdir. Bir kolorduya kumanda etmekliğim teklif olunamayacağı kanaatinde bulunmuştum.

-Bu görüşmemizi Müşir Paşa Hazretlerine (Mareşal Falkenhayn'e) nakledebilir miyim?

Sualine karşı da tarafımdan: "Müşir Paşa Hazretlerince bu ahval malumdur" cevabı verilmiştir. Esas itibariyle görüşme bundan ibarettir.

Şimdiye kadar tayin olunduğum vazifelerde ve Harbi Umumide geçirdiğim hayatta vazife ifasında hevessizlik göstermiş ve bahusus yanlış karar ve icraatla vatanıma zarar vermiş bir zabit değilim. Bütün kabiliyetimi sarf için hakiki bir orduya kumanda etmeye hazır ve böyle bir ordunun gösterilmesine muntazır bulunduğumu arz ederim.

7. nci Ordu Kumandanı Miriliva M. Kemal


Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığına

4.10.1917 tarihli emr-i devletleri ariza-i cevabiyesidir:

Pek mühim olan yüksek meşgaleleriniz arasında benim hiçbir sun'um olmaksızın ve ne suretle zuhur ettiğini anlamaksızın çakirleri için mümkün olmayan işbu muharebatın dev******* dolayı yüksek aflarını istirham ederim.

Kayıtsız ve şartsız vazife ifası her askerin tabii borcu olup madundan (aşağı rütbelerdekilerden) her vazife için ayrıca bir tekeffül beklemek mutat olmadığı kanaati arzetmekliğime müsaade buyurmaları kemal-i hürmetle rica olunur.

Bu hususta bilhassa acizlerine karşı talep izharına bir vesile geçmediğine ve şimdiye kadar telakki ettiğim emr-i devletlerinden hiçbirinin gecikmesini göstermem mümkün olmadığı için Sina Cephesi hazırlıklarının geciktirilmeksizin başlaması hakkındaki düşüncelerin acizlerine taalluku olmadığının lütfen kabul buyurulacağına inanıyorum. İşar buyurdukları tabiye mülahaza ve ihtimallerine nüfuz-i kumanda vaziyetini en iyi bir surette hal için zatı devletlerine imkan bırakmak suretiyle olsun arz-ı hizmet edebilmek maksadıyla acizleri ordu kumandanlığından kat-ı surette istifa ediyorum. Devam eden muharebeler ve daha evvel ki günlerin icraatı ile ve bil vasıta vuku bulan imalarla çekilmekliğim lüzumunu lütfen daha evvel irade buyurulmuş olduğuna ancak şimdi intikal edebilmekteyim. İdrakimdeki gecikmeden dolayı kusurumun affını ve daimi olan hürmet ve itaat hislerimin lütfen kabulünü rica ederim Müşir Paşa Hazretleri.

Mirlivalığı M. Kemal

PİERRE LOTİ'YE MEKTUBU

3 Kasım 1921

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Paris Mümessilinin hareketinden istifade ederek Türklerin büyük ve asil dostuna karşı perverde ettiği hissiyat minnet ve şükranı tekrar beyan etmeyi kendine bir borç bilmiştir.

Tarihin en karanlık günlerinde sihrengiz kalemiyle daima Türk Milletinin hakkını teyit ve müdafaa etmiş olan büyük üstad için Türk Milletinin beslediği derin ve sarsılmaz muhabbet hislerini İstikbal Mücadelesinde şehit düşen erkeklerimizin yetim bıraktığı kızlarımız tarafından gözyaşları arasında dokunan bu halı şehadet edecektir.

Naçiz kıymeti delalet ettiği manadan ibaret olan bu hediyemizi haksever ve civanmert büyük Fransız'a beslediğimiz şükran hissine delalet olarak telakki ve kabul buyurmanızı rica ederiz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Reisi Başkumandan
Gazi Mustafa Kemal

FRANSIZ MAREŞALİ LYATEY'E MEKTUBU
Ankara 13. Aralık 1921
"Sayın Mareşal

Madam Berthe Georges-Gaulis ricam üzerine birkaç satır yazının size ulaştırılmasını kabul etmekle şimdiye kadar gösterdiği sayısız dostluk delillerine yeni bir tanesini ilave etmek nezaketinde bulundu.

İstiklalimiz için giriştiğimiz savaşta bize karşı göstermek lütfunda bulunduğunuz sempatiden dolayı en derin minnet hislerimi ifade etmek için işte bu fırsattan faydalanıyorum.

Fransa kendisinden umduklarımızda bizi hayal kırıklığına uğratmadı ve en yetkili şereflerinin muhabbet sözleriyle yaşadığımız o müşkül anlarda bizi teselli etmeyi maneviyatımızı yükseltmeyi bildi. Fransa'nın yüksek menfaatlerini ve Akdeniz de işgal ettiği hususi mevkii idrak etmek basiretini gösteren Fransa'nın yakın Şark'ta ananelere dayanan politikasını devam ettirmeye taraftar olan kimseller arasında Ekselansınız birinci planda yer almış ve hiç şüphe yok ki yüksek müdahaleniz terazinin bizden yana meyletmesine amil olmuştur.

Her iki tarafın karşılıklı olarak sarf ettiği gayretlerin Ankara Antlaşmasının akdi suretiyle meyvelerini vermiş olduğunu görmekle bahtiyarız. Ve iki millet arasında en geniş anlayış ve samimiyetle yeniden kurulan yüzlerce yıllık maziye sahip dostluk münasebetleri üzerine en mutlu tesirleri yaratmaktan geri kalmayacak olan bu ve***aya büyük ümitler bağlamaktayız.

Yüksek değerini takdir ettiğimiz bu kıymetli sempatiyi sayın Mareşal bizden esirgememekte devam edeceğinizi ümit ederim.

En derin hürmetlerimin kabulünü rica ederim sayın Mareşal.

M. Kemal

CURTİS LAFRANCE'YE MEKTUBU

On yaşındaki Amerikan çocuğu Curtis Lafrance'a 27 Ekim 1923 tarihinde yazmış olduğu mektup

Mr. Curtis Lafrance'a

Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza teşekkür ederim. Arzunuz veçhile bir adet fotoğrafımı leffen gönderiyorum. Amerikanın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane tavsiyem: Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazariyle bakmayıp kanaatlerini mutlaka ilmi ve esaslı tahkikata istinat ettirmeye bilhassa atf-ı ehemmiyet eylemelidir. Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı temenni ederim.

Türkiye Reisicumhuru
Gazi Mustafa Kemal

ERNEST JACKH'A
Çanakkale 2 Eylül 1915

Gelibolu yarımadasında yaralanan ve sakatlanan Osmanlı askerleri için topladığınız ianeye benim ve Mareşal Liman Von Sanders'in teşekkürlerini sunarım. Yolladığınız bir milyon marka "Jackh Fundu" ismini verdik. Kaderin savurduğu her haşin darbeye bizimle katlanmakla kalmayıp bundan doğan ıstırapları da hafifletmek için akla gelen her yardımı esirgemeyen siz sadık dosta Fevzi Bey de (Çakmak) selamlarını ve teşekkürlerini yollar.

M. Kemal

1914 TARİHLİ ÇOK DİKKATE DEĞER BİR MEKTUBU

Bir arkadaşına yazdığı aşağıdaki mektup 1918 yılında Minber gazetesinin 18. sayısında "Nühüfte Bir Sima" başlığı altında çıkan bir makale içinde yayımlanmıştır.

"Sofya dan İstanbul'a gidip "..." gören ve benim arkadaşımdan bir zata "..." nın odası kapısında bir münasebetle adımın geçmesi üzerine "..." aynen:
-Onun yüzünü şeytan görsün.
Diyor. İstanbul'a gidip bu gibi insanların yüzlerini görmek bana eza verecektir.

Bundan başka birtakım insanlar vardır ki benimle gayet samimi arkadaş gibi göründükleri halde bilmem geçmişin bazı suni tefehhümlerinden mi yoksa bazı meslek ve meşrep anlaşmazlıklarından mı nedir hakkımdaki fikirleri daima menfidir. Mesela ""..." ın beni biraz methetmesi üzerine bu methedişin ne suretle aleyhime tefsir edildiğini sen pekala bilirsin. Ve ben zannediyorum ki bazı kimseler bugün ve gelecekte herhangi anlaşmazlık zemini kalmamak ve bu suretle vatan ve millete hizmet (!) eğlenmiş olmak itikadiyle benim her ne suretle olursa olsun vücudumu ortadan kaldırmayı dahi caiz görüyorlar. Bu suretle düşünmekte olduğumuz kadar haksız olduklarını izahat lüzum görmem. Çünkü siz benim fikir ve hislerimi değil kalp ve vicdanımı bilirsiniz.

Pekala bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar takip ettiğim gaye hiçbir vakit şahsi olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her ne etmiş isem daima memleketin milletin ve ordunun nam ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın teferrüt ve temeyyüzünü nazarı dikkate almamışımdır.

Eğer o yaratılışta olsaydım maalesef sergüzeştçiliğe pek müsait olan muhit ve vaziyetlerde fırsatlar ek*** değildi. Bugün dahi mesleğim geçmişte olduğunun aynıdır. Gayesi vatan ve milletin kurtarılması ve ordunun ıslahı noktasında toplanan ve gayesi nezih ve her türlü şahsi hislerden uzak olarak takip edenlerle beraber çalışmak bence pek şerefli bir çalışmak olur.

Bu şartın mevcut olmayışı halinde memlekete zararlı olmaktan Allah beni korusun. Katiyen şahsi gücenikliklerimi bir takım menfi teşebbüslerle tatmine kalkmak adiliğine tenezzül etmem. En çok yapacağım şey istifa edip tevekkül içinde maişetimi temin yollarına başvurmaktan ibaret olur.

Hangi tarafın galip geleceğine dair olan fikri kanaatimi söylemek istemem. Nazik ve mühim bir devre içinde bulunduğumuza şüphe yoktur. Almanlar büyük ve hayrete şayan bir saldırışla bir çok Fransız kalelerini çiğneyerek sağ cenahı ile Paris'i geçip Fransız ordusunu arkası İsviçre'ye olmak üzere sıkıştırdı. Bu Almanların biricik maksadı olduğunda ve ona da muvaffakiyet elverdiğinde herkes aynı fikirdeydi. Ve bütün kainat artık son ve kati meydan muharebesine ve onun neticesine intizar ediyordu. Halbuki bu neticeye karşılık Alman ordularının Fransız ordusu karşısında yüzlerce kilometre geri çekildiği görüldü.

Şarkta Ruslarla Almanlar ve Avusturyalılar arasında cereyan eden vakalarda Şarki Prusya'da Ruslar bozuldu fakat güneyde Rusların pek üstün kuvvetleri karşısında Avusturya ordusu çekiliyor. Batıda Fransız ordusu taarruza hazır. Binaenaleyh Alman ordusu serbest değil. Şarkta Rus ordusu üstün ve Avusturya ordusu çekilmeye mecbur.

Vaziyeti şöyle tefsir edebiliriz: Almanlar Fransızlar ordusunu kati meydan muharebesiyle henüz mağlup edemeyeceklerini ve Avusturya ordusunun üstün Ruslar karşısında dana ziyade mukavemet edemeyeceğini görerek Garp'te bütün ordu ile geri çekilerek nispeten doğuya yaklaşmak ve sonra Fransız ordusu karşısında bir müdafaa ordusu terk ederek geri kalan ordularıyla doğuya dönüp Avusturya ordusuyla birlikte Rus ordusunu vurmak istiyorlar.

Pek güzel! Fakat bu defa Rus ordusu geriye doğuya çekilmeye başlarsa ve bu orduyu yakalayıp ezmek mümkün olmazsa ve diğer taraftan Fransız ordusu mukavemet için yardım istemeye mecbur olursa bu defa yine doğuda Ruslara karşı bir müdafaa kuvveti bırakıp batıya mı dönülecek? Ve böyle mekik gibi bir doğuya bir batıya gide gele Alman ordusunun hali ne olur.

Aziz kardeşim hürriyet ilanı günlerinde bilmem nerede nutuk söylemeye kalkıp da iki şaklak üzerine hitabet kürsüsünden inen ve "niye indin?" sualine karşı:"Ne "..." şaklak ettiler ya! Demek iş bitti!" diyen ağanın hali olmaz mı?

İşte bugünkü halimizi bir mizah diliyle ifade etmek istersek acaba aynı cümleyi tekrar edemez miyiz?"

4 Eylül(1914) M: Kemal








avatar
GoDFaTHeR
Farkımız*Tarzımız*
Farkımız*Tarzımız*

<B>Mesaj Sayısı</B> Mesaj Sayısı : 3016
<B>Rep Sayısı</B> Rep Sayısı : 455
<B>Kayıt tarihi</B> Kayıt tarihi : 30/04/10

Kullanıcı profilini gör http://kopuk1.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ataturk Özel Belgeleri

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz